ANA SAYFA HAKKIMDA TARİF DEFTERİ MUTFAK ÖLÇÜ TABLOSU İLETİŞİM
Bir Musevi’nin Kaleminden Mevlid Kandili Işığı..

Bir Musevi’nin Kaleminden Mevlid Kandili Işığı..

LoadingTarif Defteri'ne Ekle

Bir süre önce tesadüfen okuduğum aşağıdaki yazı beni çok etkiledi..

Sevgili Peygamberimizi,(sav)çok okudum,dinledim ama,gönül ehli bir Musevinin kaleminden O’nu (sav) okuyup  içimin titreyeceğini hiç düşünmemiştim.
Kurulan cümleler,cümlelerden gönle sirayet eden samimiyet,duruluk ve güzellik ruhuma öyle iyi geldi,beni öyle sevindirdi,öyle mutlu etti ki, hemen yazarı olan Musa Dede‘ye bir mail atıp,yayınlamak için  izin istedim.
Dün samimiyet dolu bir cevap ve destur geldi.
Yine çok sevindim..
İstiyorum ki,sen de oku,istiyorum ki sen de sevin..
Diliyorum ki,kalplerimize baki olan gelsin,hiç bitmesin,terketmesin..
Gönül dünyamız çoraklaşıp çöllere dönmesin..
Haydi Bismillah…
 
 
Mevlit Kandili’nin Işığı Kalbinizi  Isıtsın..
 
Kalbimde Hz. Muhammed’e sevgi hissettiğim o gün  ‘Mevlit Kandili’ yanmıştı. Musevi olmam o sevgiyi hissetmeme engel olmadı.
 
O sabah neşeli uyandım.
 
Lavaboya giderken, koridorda asılı duran ‘saatli maarif takvimi’nin eski sayfasını yırttım; arkasını okudum ve yeni güne baktım. 
Günlerden 23 Ocak 2013 Çarşamba, sol üst köşede yazana göre 1434 Hicri Rebiulevvel 11. Tarihin hemen altında yazanı okumamla  günün ilk kutlama mesajını almış oldum; “Mevlit Kandili- Kandiliniz kutlu olsun.” 
Sizin de kutlu olsun!
O zaman bugün ülkemizdeki genel inanışa göre Mevlid en-Nebi  ya da Mevlid-i Şerif, yani Kuran’da yazdığına göre( Enbiya Suresi) bu gece “Alemlere rahmet olarak gönderilen” Hazreti Muhammed’in doğumunun gerçekleştiği gece!
 
Kalpten Kalbe Yol
 
Rabbimin ‘Bana yaklaşmak için vesileler arayınız.’ (Maide suresi) tavsiyesi çok hoşuma gider; burada hem O’na  nasıl  yaklaşacağımı  araştırmam  bir teşvik  hem de içimdeki çocuğun oyuncu merakını  kışkırtan davet vardır.
 
Abdullah b.Abbas’ın (r.a.) Hz. Muhammed’den (sav) rivayet ettiği  ‘’Sizi  maddi ve manevi  bakımdan beslediği için  Allah’ı seviniz.Beni, Allah sevdiği için seviniz.Ehl-i   Beyt’imi ise ,ben sevdiğimden ötürü seviniz.’hadisi, Allah’ı sevenler için O’nun sevdiklerini sevmenin, peygamber sevgisinin,bu vesilelerin  başında geldiğini açıkça ortaya koyuyor.
 
Çünkü ahrette  ebediyette sevdiklerimizle haşrolacağız,yani birlikte olacağız.
Gönlünde hz. Peygamber ile olan,Allah ile olacaktır. İşte ‘kalpten kalbe bir yol vardır görülmez’in sırrı bu.
 
Hz. Muhammed’e salavat getirmenin hikmeti de burada.
Tüm sevenler birbirine bağlanıyor.
Hz. Peygamberi tanımadan nasıl seveceğiz?
Bu fakirin öyle bir kabiliyeti yok.
Çok şükür yüce Allah hz. Peygamberle tanışmaklığı bağışladı.
Bir sonbahar günü,eski bir arkadaşım,beni bir Allah dostu ile tanıştırmaya götürüyordu.
Açılan kapılan önce arkadaşım girdi, eşikte içeri davet edilmeyi bekliyordum.
Arkadaşım,kısaca beni takdim ettikten sonra, içeriden ‘buyurun,hoşgeldiniz’diyen sıcak sesi duydum.
Ve odadan içeri girmemle yüz yüze geldik.
İçimden bir ses hayretle ‘’Aa,ben!’’ ‘’Dost!’’ deyiverdi.Ayağa kalkmıştı, göz göze baktık, el sıkıştık ,yüzüme bir gülümseme yayıldı,içim rahatladı ve genişledi.
Karşılıklı oturduk ve uzun uzun sohbet ettik.
Uzun diyorum ama,zamanın durmasını nasıl anlatırsın ki.
 O güne kadar ne İslam hakkında,ne de hz. Muhammed hakkında sağlıklı bir bilgim vardı.
O gün de bu konuları konuşmadık aslında,ama içimi bir merak almıştı.
Bu adamı sevmiştim,hali bir hoştu,onun yanında ben de bir hoş olmuştum.
Bunun sırrı,kaynağı neydi?
Benzetmemi mazur görün, hani bir bara girersiniz,ne içsem diye düşünürken  hali çok güzel birini görürsünüz ve barmene dersiniz ki;  ‘’Barmen,bunun içtiğinden ver.’’
İşte böyle oldu.
O Allah dostunun içtiği muhabbet şarabının kokusu bile,beni sarhoş etmeye yetmişti.
Ben de o şaraptan içmeye talip oldum.
O şarap,hakikat şarabıydı.
Ehl-i beyt sevgisiydi.
 Ondaki hal,Rasulullah halinin bir yansımasıydı.
Tanıdığım kişi bana göre, Evliyaullah hazeratından bir veli idi.
Daha önce,  yaşlılar ve güzel kadınlar dışında kimsenin elini öpmemiştim.
O eli öptüm.Öptüğüm el o kişinin eli değildi.
O el,onun ustasına,oradan onun ustasına,hz. Pir Seyyid  Ahmed  er-Rufai’ye  ,hiç kesintiye uğramadan taa hz. Ali’ye , doğrudan hz. Muhammed’e ve nihayet hz. Allah’a giden eldi.
Böylece hz. Peygamber’in elini öpme şerefine nail olmuştum.
Velayet yolunda böyle derler; ‘’El,ele, el Hakka..’
Zamanında sohbet ettiğim bir kabala ustası  ‘Rav. Michael  Laitman’a  sormuştum; ‘’Rabbi, ‘Maşiah (Mesih)  ne zaman gelecek?’’
Rav. Laitman  çok hoşuma giden  bir cevap vermişti; ‘Kalbine Allah sevgisi gelince Maşiah  gelmiş olacak!..’
 
 VAHDET HAFTASI
 
İslam coğrafyasında Sünniler rebiulevvel ayının 11 ‘ini 12’sine  bağlayan geceyi  Şiiler 17.günün gecesini Mevlid gecesi olarak adlandırırlar.
Bu iki tarih arasındaki  haftayı da vahdet haftası olarak  ilan etmişlerdir.
Mevlid geceleri,Osmanlı’da  padişah 2.Selim’den itibaren minarelerde  kandil yakılmasıyla birlikte    kandil adını almıştır.
Benim içinse, kalbimde hz. Muhammed’e  dolaylı da olsa,sevgi hissettiğim o gün   mevlid kandili yanmıştı.
Musevi olmam,o sevgiyi hissetmeme engel olmamıştı.
Sonradan öğrendim ki o kutlu doğum gecesi, Yahudi alimleri  gökyüzüne bakıp; ‘Bu yıldızın doğduğu gece Ahmet doğmuştur.’demişler.
Yahudi ileri gelenlerinden bir alim Mekke’de Hz. Muhammed’in doğduğu gece içlerinde Hişam ve  Velid bin.Muğire Utbe bin Rebia  gibi kureyş ileri gelenlerinin bulunduğu bir toplantıda; ‘Bakın ey kureyş topluluğu,size ne söylüyorum,iyi dinleyin.Bu gece bu ümmetin en son paygamberi Ahmet doğdu.Eğer yanlışım varsa İsrael’in kutsiyetini inkar etmiş olayım.Evet onun iki küreği arasında  kırmızımtırak ,üzerinde tüyler olan bir ben var’’ diye müjdelemiş.E  tabii ne de olsa alemlere  gönderilmiş, bir tek Araplara değil ki!
 
KUTLU GÜN
Çarşamba gecesi  bu gecenin hatırına yine ‘Allah dostlarıyla buluşmaya gittim.
O elleri öptüm.
Allah’ı  zikr ettik.
Sevdiklerini yad ettik. 
Sarhoş olduk.Keşke  her gece kandil olsa.Gönüller  nur dolsa.
Bu gece vesile ‘Mevlid Kandili’ oldu,yarın Allah yeni bir  vesile bahşeder  umarım.
Gönülden gönüle giden yolu  hep açık  tutar,fakiri O’nun sevdikleriyle haşreder.
Kolay olsun istiyorsanız ; Kalp kırmayın a dostlar,ola ki o kalp Allah’ a uzanan bir kalptir,ucu O’na dokunur sonra üzülürsünüz.
Gün olur biri de bu fakirde     O yüce Nebi’den  bir kırıntı görür mü?
 Zincire bir  halka olur muyum ?
Gerçek ‘Sünnet’ bu olsa gerek. Allah hepimize nasip etsin.
Bu kutlu günde yazılan yazıyı  ancak selavat-ı şerife  tamama erdirir,destur,El-Fatiha ; ‘Allahümme salli ve  sellim ala seyyidina  Muhammed’’. Dualar kabul ola, hayırlar feth ola,şerler def ola! Tüm güzel ruhlara ,fukaraya ,Allah’ın tüm kullarına ,bu yazıyı  hoş nazarla okuyan sizlere ve bilhassa  gönül ehline hediye olsun..
Hu…
 

 

 

11 yorum

  1. Çok güzel Okurken duygulandım, Allah razı olsun canım.

  2. gülşah says:

    çok güzel çook etkilendim 🙂

  3. Bu güzel yazının oluşmasına sebep olan herkese ,Musa dedeye ve paylaştığın için sana teşekkürederim 🙂
    Gönülden gönüle yol olan herkese selam olsun

  4. Çooook güzel…

  5. Canım Zeliham,
    İnternet ortamında pek çok kişi umarsızca kopyala yapıştır yaparken, güzel bir yazıyı sahibinden izin alarak bizimle paylaştığın için öncelikle seni tebrik etmek istiyorum.
    Çok güzel bir yazıymış, yazarından ve paylaştığın için senden Allah razı olsun.

  6. Great !
    Greetings from Poland 🙂
    Katarzyna

    http://www.sajuki.blogspot.com

  7. COK GUZZEL OKUYUNCA ETKILEDI

  8. CANIM GERÇEKTENDE ÇOK ETKİLEYİCİ
    İNSAN DURUP BİR DÜŞÜNÜYOR
    TEŞEKKÜRLER GÜLÜM
    HAYIRLI AKŞAMLAR

  9. Merhabalar,

    Bir takvim yaprağının arkasında okuduğundan bu kadar etkilenerek Peygamber Efendimiz’e sevgi duyan bir musevi kardeşimiz, aşağıda paylaştığım yolu izleyerek gerçek Tevhid dinine de ulaşabilir.

    İnsanlık; değişik zaman dilimlerinde, Cenab-ı Hakk tarafından değişik elçi ve kitapları aracılığıyla hep Tevhid dinine davet edildi. Tevrat ve İncil peygamberleri zamanında yazılmamış olup, uzun bir süre sonra yazıya geçmiştir. (Tevrat beşyüz, İncil yüz elli yıl sonra) Bu durum, yahudi ve hıristiyan alimlerince de bir gerçek olarak kabul edilmektedir. Yazıya geçirilene kadar da ezberden, ağızdan ağıza nakledilerek rivayet edilmiştir. Bundan dolayı, bu kitaplardaki Allah’ın sözü olan vahiy ile peygamberlerin ve alimlerin sözlerini birbirinden ayırma imkanı kalmamıştır. Bu imkansızlık, o kitapların kendilerinin dışında bir ölçüye yani Kur’an’a vurulmasıyla ortadan kalkmıştır. Onlardaki vahiy ve gerçeklik payı Kur’an’a uygunlukları ölçüsünde düşünülebilir.

    Selam ve dualarımla.

  10. Çok etkilendim cnm. Allah senden razı olsun.

  11. yine nefis bir yemek yapıp yazdım kiii.
    🙂

Yorumunuzu yazın.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*